Depolar ham madde veya mamul maddelerin uygun şartlarda belli bir süre muhafaza edildiği yerlerdir. Doğal olarak da depolar, lojistiğin durak noktalarından birisidir. Depoları 2 çeşide ayırabiliriz. Gümrüklü ve gümrüksüz depolar.

Gümrüksüz olan depolar, normal bildiğimiz herhangi bir gümrükleme işlemine tabii tutulmayan herkesin kullanabileceği depolardır. Gümrüklü olanlar, bildiğiniz üzere bunlara “antrepo”lar diyoruz. Burada malzemeler gümrüklü bir şekilde geliyor ve gümrüksüz bir şekilde çıkartılıyor. Peki normal, gümrüksüz depolarda neler yapılabilir?

Depolarda ambalajlama, ambalaj değiştirme, paketleme, dağıtma, toplama, düzeltme, barkodlama işlemi, etiketleme işlemi, kalite kontrol ve stok takibi. Dolayısıyla depolar geçici olarak ürünlerin dediğimiz gibi muhafaza edildiği ortak alandır. Antrepoların özelliği ise, antrepolara gelen malzemeler; normal gümrüklü malzemeler olduğu için normal kullanıma çekilirken mecburi olarak gümrüklemesi yapılır. Transit malzemelerde ise hiçbir gümrük vergisi ödemeden aynı şekilde sevk edilirler.

Depolar kurulurken nelere dikkat edilmelidir?

  1. Bölgenin ticari hacmi.
  2. Kolay ulaşılabilir yerlerde olması.
  3. Uygun depolama şartlarını karşılayabiliyor olması.
  4. Kapasite

Doğal olarak depolar, lojistik süreçler içerisinde önemli bir yere sahip bu açıdan. Çünkü ürünleri bir çok amaç doğrultusunda kullanıyor olabilmek; paketlenmesi, değiştirilmesi, barkodlanması veya müşteri hiç kendine bu malzemeyi getirmeden sipariş yöntemiyle depodan kendi müşterilerine aktarabilmektedir.

Antrepolar ise, gümrük vergisini ödeyemediniz diyelim. çok fazla gümrük vergisi tutan bir malzeme getirdiniz. Fakat kısım kısım çekebiliyorsunuz ya da kısım kısım alabiliyorsunuz veya beğenmediniz. Bunu tekrar gümrük vergisi ödemeden iade edebilirsiniz. Son yıllarda ülkemizde modern depoculukta güzel gelişmeler oldu.

Öncelerde antrepolar zaten yoktu 15-20 yıllık bir geçmişe sahip bu anlamda. Depoculuk da aynı şekilde, ticari anlamda bir yer ifade etmiyordu fakat özellikle ülkemizde hızlı nüfus artışı ve arsalarda toprağın çok pahalı olması; firmaların bu tür dışarıdan bir kaynak kullanımı olarak depo kullanma ihtiyacı oldu. Bu ihtiyaç artınca depoculuk yapan firmalar kendi antrepolarını çok verimli hale getirmeye çalışıyorlar. Çünkü ilk kurulan antrepolarda raf sistemi yoktu. Yere koyuyorlardı ürünleri. Birim alana düşen maliyet çok fazlaydı. 3-4 katlı raf sistemleri, yani sizin yapacağınız depolamaya uygun olarak 3,4 katlı raf sistemleri yapılıyor ki birim maliyeti 1/4’e düşüyor.

Dolayısıyla da depoların verimliliğini arttırmak için firmalar bazen çalışmalar yapıyorlar. Türkiye’de depoculukla ilgili bir altyapı da yok. Yani depo malzemeleri üreten, raf malzemeleri üreten, kayar sistemler oluşturabilen bir alt yapı da yok. Yabancılardan geliyordu. Ama şu an Türkiye’de üretim hemen hemen oluşmak üzere. Teknolojiyle Alman, İngiliz ya da İtalyanlardan daha çok geliyor. Son zamanlarda bu şekilde bir ilerleme kaydettiği için verimlilik artıyor, maliyet azalıyor, müşteri de bundan memnun oluyor. Bu gelişme artacak gibi görünüyor. Aktarımlar Türkiye’den yapılıyor fakat istenilen düzeyde değil.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir